Türkiye’de bilimsel araştırma ve teknolojik geliştirme faaliyetleri için kamu destekleri, yalnızca büyük sanayi kuruluşlarına değil; girişimcilere, KOBİ’lere, akademisyenlere ve araştırmacılara da uzanıyor.
YAZI: ÜRÜN DİRİER
TÜBİTAK’ın proje hibelerinden KOSGEB’in teknoloji odaklı girişimcilik desteklerine, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ar-Ge merkezi teşviklerinden yatırım ve vergi avantajlarına kadar farklı finansman mekanizmaları bulunuyor. Ancak hangi desteğin kimlere verildiği, hangi harcamaların karşılandığı ve desteklerin nasıl bir araya getirilebileceği, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ekosistemindeki en önemli sorular arasında yer alıyor.
Türkiye’de araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin finansmanı, son yıllarda yalnızca bilimsel araştırmaların desteklenmesiyle sınırlı kalmayan, teknolojinin ticarileştirilmesini de kapsayan çok katmanlı bir yapıya dönüştü. Bir araştırmacının laboratuvarda geliştirdiği fikirden, bir girişimcinin prototip üretimine; bir KOBİ’nin yeni ürün geliştirmesinden, büyük bir sanayi kuruluşunun Ar-Ge merkezinde yürüttüğü projelere kadar farklı aşamalarda kamu kaynaklarına erişmek mümkün.
Bu sistemin merkezinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) gibi kuruluşlar yer alıyor. Teknoloji geliştirme bölgeleri, yatırım teşvikleri ve vergi avantajları da doğrudan hibe niteliğinde olmayan, ancak Ar-Ge maliyetlerini azaltan önemli araçlar arasında bulunuyor.
Bu desteklerin önemli bir özelliği, her araştırma veya teknoloji geliştirme faaliyetinin aynı kapsamda değerlendirilmemesi. Bazı programlar bilimsel bilgi üretimini, bazıları sanayide yenilikçi ürün geliştirilmesini, bazıları ise ortaya çıkan teknolojinin pazara taşınmasını hedefliyor.
TÜBİTAK’tan sanayiye 20 milyon TL’ye kadar Ar-Ge hibesi
Sanayi kuruluşlarının araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinde en önemli finansman kaynaklarından biri TÜBİTAK’ın Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından yürütülen programlar. Özellikle 1501 Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı ve 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı, yenilikçi ürün ve süreç geliştirmek isteyen işletmelere yönelik temel mekanizmalar arasında yer alıyor.
2026 yılının ikinci çağrı döneminde 1501 programının destek koşullarında önemli bir değişiklik yapıldı. Yeni düzenlemeye göre firmaların desteklenen ilk beş projesinde hibe oranı yüzde 75, altıncı ve sonraki projelerinde ise yüzde 60 olarak uygulanıyor. Proje başına TÜBİTAK katkısı 20 milyon TL ile sınırlandırılıyor. Böylece programda daha önce destek almamış veya sınırlı sayıda proje yürütmüş işletmelerin daha yüksek oranlı hibelerden yararlanabilmesi amaçlanıyor.
TÜBİTAK’ın destek mekanizması yalnızca doğrudan ürün geliştirmeyle sınırlı değil. 1505 Üniversite-Sanayi İşbirliği Destek Programı, üniversitelerde üretilen bilginin sanayinin ihtiyaçlarına yönelik projelere dönüşmesini hedefliyor. 1707 Siparişe Dayalı Ar-Ge Programı ise bir müşteri kuruluşun ihtiyacını karşılayacak teknolojinin KOBİ tarafından geliştirilmesini esas alıyor. Yapay zekâ alanında 1711 Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı, yeşil dönüşümde ise 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı öne çıkıyor.
Bu çeşitlilik, kamu desteklerinde yalnızca teknolojinin geliştirilmesinin değil, geliştirilen teknolojinin sanayide kullanılması ve ekonomik değere dönüştürülmesinin de hedeflendiğini gösteriyor.
KOSGEB’den teknoloji girişimlerine finansman
Küçük işletmeler ve yeni kurulan teknoloji şirketleri açısından bir diğer önemli kaynak KOSGEB. Kurumun Girişimci Destek Programı, özellikle imalat, telekomünikasyon, yazılım, bilgisayar programlama ve bilişim altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren işletmeleri kapsıyor.
2026 yılı çağrılarında İş Geliştirme Desteği kapsamında girişimcilere 1,5 milyon TL’ye kadar, yüzde 80 oranında geri ödemeli destek sağlanıyor. Kadın, genç, engelli, gazi veya birinci derece şehit yakını girişimciler için üst limit 150 bin TL artırılıyor. Personel, makine, teçhizat, yazılım, tasarım, test, analiz ve sınai mülkiyet giderleri destek kapsamına giriyor.
KOSGEB’in açıkladığı verilere göre 2024’te uygulamaya alınan Girişimci Destek Programı kapsamında 2026 yılının ikinci çağrı dönemi itibarıyla 3 bin 899 proje için toplam 5,6 milyar TL destekleme kararı alındı. Bu projelerin 1.842’sine 1,8 milyar TL destek sağlandı. Destekleme kararı verilen tutarla fiilen kullandırılan kaynağın farklı olması, kamu teşviklerini değerlendirirken dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı.
KOSGEB’in Ar-Ge, Ür-Ge ve İnovasyon Destek Programı da yenilikçi ürün, süreç ve hizmet geliştirmeye yönelik giderleri kapsıyor. Kurumun yayımladığı program çerçevesinde makine, yazılım, nitelikli personel, patent, test ve belgelendirme gibi harcamalar için ayrı destek kalemleri bulunuyor. Ancak işletmelerin yalnızca programın internet sayfasında yer almasına bakarak başvuru yapması yeterli değil; güncel başvuru kabul durumu ve yürürlükteki uygulama esaslarının ayrıca kontrol edilmesi gerekiyor.
Teknoparklarda ve Ar-Ge merkezlerinde vergi avantajı
Türkiye’nin teknoloji geliştirme ekosisteminde doğrudan nakit destekler kadar önemli bir başka araç da vergi teşvikleri. 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu, bu sistemin temel yasal dayanaklarını oluşturuyor.
Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde mevzuatın öngördüğü koşullarla Ar-Ge ve tasarım indirimi, personel gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta primi işveren hissesi desteği ve damga vergisi istisnası gibi avantajlar uygulanabiliyor. Teknoloji geliştirme bölgelerinde ise uygun yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden doğan kazançlar için belirli süre ve koşullara bağlı vergi istisnaları bulunuyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 3 Eylül 2026 tarihli verilerine göre Türkiye’de 1.368 Ar-Ge merkezi, 349 tasarım merkezi ve 115 teknoloji geliştirme bölgesi bulunuyor. Bu rakamlar, teşvik sisteminin yalnızca proje hibeleri üzerinden değil, kurumsallaşmış araştırma altyapısı üzerinden de işlediğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte bir teknoparkta faaliyet göstermek, şirketin bütün gelirlerinin otomatik olarak vergiden muaf olduğu anlamına gelmiyor. İstisnaların kapsamı, faaliyetin niteliği, proje kayıtları, personelin çalışma koşulları ve ilgili mevzuat hükümlerine göre belirleniyor.
Bilimsel araştırmalara 3 milyon TL’ye kadar destek
Üniversitelerde ve araştırma kurumlarında yürütülen bilimsel çalışmalar için TÜBİTAK’ın Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) farklı finansman seçenekleri sunuyor.
Bu alandaki temel mekanizmalardan 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı’nın üst limiti, 2026 yılının ilk dönemi itibarıyla 3 milyon TL olarak belirlendi. En fazla 36 ay sürebilen projelerde araştırma giderleri ve bursiyer destekleri karşılanabiliyor. Söz konusu 3 milyon TL’lik limite burslar dahilken proje teşvik ikramiyesi ve kurum hissesi dahil değil.
Yeni ürün, süreç veya yöntem geliştirilmesini hedefleyen 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı’nda ise 1 Şubat 2026 itibarıyla üst limit 1,2 milyon TL. Program, özellikle Türkiye’nin teknolojik dışa bağımlılığını azaltabilecek uygulamalı araştırmalara odaklanıyor.
Araştırma ekosisteminde insan kaynağının desteklenmesi de ayrı bir başlık oluşturuyor. TÜBİTAK’ın 2026 burs üst sınırlarına göre, ilgili araştırma projelerinde ücret karşılığı çalışmayan yüksek lisans öğrencilerine aylık 22 bin 500 TL, doktora öğrencilerine 32 bin 500 TL, doktora sonrası araştırmacılara ise 43 bin 500 TL’ye kadar burs verilebiliyor. Bu tutarlar, ilgili programın koşullarını karşılayan bursiyerler için geçerli.
Girişimcilere sermaye desteği: BiGG Yatırım
Henüz şirketleşme aşamasına gelmemiş teknoloji girişimcileri için TÜBİTAK’ın 1812 BiGG Yatırım Programı dikkat çekiyor. Ancak bu programın klasik bir hibeden önemli farkı bulunuyor: Kamu destekli yatırım fonu, girişime sermaye koyarken şirketten hisse alıyor.
2026 yılının ikinci çağrısında, değerlendirme sonucunda Mükemmeliyet Mührü almaya hak kazanan girişimlere TÜBİTAK BiGG Fonu tarafından yüzde 3 hisse karşılığında 1 milyon 350 bin TL yatırım yapılması öngörülüyor. Girişimler izleme sürecinde aynı tutara kadar devam yatırımı da talep edebiliyor.
Programın 2026 ikinci dönem başvuruları 30 Eylül’de sona erdi. Değerlendirmelerin 12 Ekim’de başlaması, sonuçların ise kasım ayının son haftasında açıklanması planlanıyor.
Bu model, kamu finansmanının yalnızca karşılıksız kaynak aktarımı üzerinden değil, girişimin büyümesine ortak olan sermaye yatırımları yoluyla da sağlandığını gösteriyor.
Sağlık teknolojilerine TÜSEB desteği
Sağlık alanında araştırma yapan akademisyenler, hekimler ve teknoloji şirketleri için Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ayrı bir destek kanalı oluşturuyor.
TÜSEB’in A Grubu programları daha çok bilimsel araştırma projelerine odaklanırken B Grubu programları ilaç, aşı, tanı kiti, tıbbi cihaz, biyomalzeme ve sağlık yazılımları gibi ürün odaklı geliştirme çalışmalarını kapsıyor. C Grubu Öncelikli Ar-Ge Destek Programı ise belirli teknolojik olgunluğa ulaşmış sağlık çözümlerini hedefliyor.
Kurumun Haziran 2026’da açıkladığı sonuçlara göre A Grubu çağrılarında 454, B Grubu çağrılarında ise 182 projenin desteklenmesine karar verildi. Böylece iki grupta toplam 636 proje destek kapsamına alındı. Bilimsel değerlendirmeye giren projeler üzerinden hesaplanan destek oranı A Grubu’nda yüzde 35,83, B Grubu’nda yüzde 22,30 oldu.
Laboratuvardan üretime geçişte yeni destek aşaması
Ar-Ge projelerinin karşılaştığı en önemli finansman ihtiyaçlarından biri de prototip geliştirme aşamasından seri üretime geçişte ortaya çıkıyor. Bu aşamada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı, teknolojik ürün yatırım mekanizmaları ve KOSGEB’in ticarileştirme odaklı destekleri devreye giriyor.
KOSGEB’in Ar-Ge, Ür-Ge ve İnovasyon Destek Programı kapsamında ortaya çıkan ürünlerin üretimini hedefleyen yatırım destek mekanizmasında, yayımlanan program koşullarına göre orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünleri için toplam 10 milyon TL’ye kadar destek çerçevesi bulunuyor. Bunun 3 milyon TL’si geri ödemesiz, 7 milyon TL’si geri ödemeli destekten oluşuyor. Ancak bu rakamlar, ilgili programın ilan edilmiş limitlerini ifade ediyor; Ekim 2026 itibarıyla yeni başvuru kabul edildiği anlamına gelmiyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HAMLE mekanizması ise stratejik ürünlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik farklı kamu desteklerini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Burada destekler, ilgili yatırımın niteliğine ve açılan çağrıların koşullarına göre belirleniyor.
Bütün bu mekanizmalar birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de Ar-Ge finansmanının fikir, araştırma, prototip, şirketleşme ve üretim aşamalarını kapsayan bir yapıya sahip olduğu görülüyor. Bununla birlikte işletmelerin ve araştırmacıların karşısındaki temel mesele yalnızca destek bulmak değil; doğru programa, doğru aşamada ve uygun proje bütçesiyle başvurabilmek. Çünkü hibe, geri ödemeli finansman, sermaye yatırımı ve vergi teşviki aynı ekonomik sonucu doğurmuyor. Ayrıca aynı harcamanın birden fazla kamu desteği kapsamında finanse edilmesine ilişkin sınırlamalar da bulunabiliyor.
Türkiye’nin Ar-Ge teşvik sisteminde bundan sonraki önemli göstergelerden biri, desteklenen projelerin ne kadarının patente, ticarileşmiş ürüne, ihracata ve yüksek katma değerli üretime dönüşebildiği olacak.


Bir Cevap Yazın