Son Mucit

Yeni dünyanın haber portalı

Para anlamını yitirince ne olacak?

Elon Musk geçtiğimiz gün bir konferansta, “10-20 yıl içinde çalışmak isteğe bağlı olacak, para önemini yitirecek” diyerek dikkatleri yine üzerine çekti. Bu görüş Kardashev Ölçeği’nden besleniyor. Yani medeniyetleri enerji kullanımına göre sınıflandıran bir seviye sistemi. Örneğin biz şu an Type 0 bir medeniyette yaşıyoruz. Kendi gezegeninin enerjisini tam kullanamayan, fosil yakıt kullanan, kırılgan bir uygarlık. Type I ise bir sonraki basamaktaki uygarlık seviyesi. Gezegeninin tüm enerjisini yönetebilen, her şeyi yüzde 100 otomasyonla (yapay zeka, robotlar vs) yapabilen bir uygarlık. Musk’a göre biz seviyeye yaklaşırken çalışma zorunluluk olmaktan çıkacak. Çünkü kıtlık azalacak, enerji neredeyse sınırsız hale gelecek, üretim maliyeti bedavaya yaklaşacak. Bu da insanı, para kazanmak zorunda olduğu bir ekonomik sistem öznesinden çıkaracak. Para anlamını yitirecek.

PARA NASIL ORTADAN KALKACAK?

Şimdi böyle bir dünya nasıl olur biraz da kendimiz hayal etmeye çalışalım… Yapay zeka ve robotlar insan emeğinin değerini düşürüyor. Eğer üretimin tamamına yakınını robotlar yaparsa, hizmetler, üretim, lojistik, tarım, fabrikalar otomatikleşirse, insan emeğinin karşılığı olan “maaş” da anlamını yitirir. Çünkü para, emek ve kıt kaynaklar nedeniyle geliştirilmiş bir araçtır. Kıtlık azalırsa para da önemini yitirir. Çok verimli enerji (füzyon), otomasyon ve bol kaynaklı üretim olursa, üretim de bol olur ve fiyatlar düşer, para önemsizleşir. Buna ekonomik olarak post-scarcity (kıtlık sonrası toplum) modeli denir.

BU KOMÜNİZM GİBİ BİR ŞEY Mİ?

Hayır. Bu bambaşka bir şey. Komünizmde devlet, üretimi ve malları kontrol eder. Kıtlık sonrası toplum modelinde ise üretimi devlet değil, yapay zeka ve robotlar yapar. Kıtlık azalır, her şey çok ucuz hatta ücretsiz olabilir. Kafamızda şekillensin diye bir örnek verelim; mesela zamanında eve su taşımak çok yoğun bir emek gerektiriyor, zenginlerin evine su köleleri aracılığıyla taşınıyordu. En zenginlerin evinde bile daima ulaşabilecekleri bir su kaynağı yoktu. Bugün ise en yoksul insanlar bile ayda 200-300 TL’ye evlerinde diledikleri kadar suya ulaşabiliyorlar. Çünkü sistem var ve artık maliyet sıfıra yakın. Su o kadar ucuza ulaşılabilir hale geldi ki, onu hunharca boşa harcamaktan hiç çekinmiyoruz. Öte yandan sistemin henüz yerleşmediği bazı Afrika ülkelerinde ise suya ulaşmak hala yoğun bir emek gerektiriyor.   

BİZE DEVLET Mİ BAKACAK?

Kıtlık sonrası toplum modeline devam edecek olursak, bu ütopya devletlerin değil teknolojinin sonucu olarak öne çıkıyor. Bir tür teknolojik bolluk ekonomisi. Böyle bir dünyada uzay seyahati yapmak, biyolojik olarak gençleşmek, beyin formatlamak gibi “lüksler” istemiyorsanız çalışmanız gerekmeyecek. Barınma, beslenme, enerji, ulaşım, sağlık gibi konular temel insan hakkı sayılarak, devletler tarafından bedavaya sunulacak. Yani kısmen bize devlet bakacak. Evrensel Temel Gelir (UBI) sistemi, yani herkese devlet tarafından aylık sabit para verilmesi şu an bile en çok konuşulan konular arasında yer alıyor. Musk, Sam Altman, Zuckerberg gibi birçok gelecekçi bunu savunuyor. Evrensel Temel Hizmet (UHS) sistemi ise herkese ücretsiz barınma, enerji, sağlık, internet ve ulaşım hakkı tanınmasını öngörüyor. 3D baskı ile hızlı ev üretimi, yapay zeka ile akıllı şehir yönetimi, robotlarla bakım gibi şeyler barınmayı çok ucuz hale getireceği için belki 100 yıl sonra kira diye bir şey olmayacak.

Hatırlayalım, para kısıtlı kaynağı yönetme aracıdır. Kaynak bol olduğunda para gereksiz olur. Bugün, arsa kıt, şehir planlaması kötü, ev üretimi yavaş ve pahalı, haliyle emlak bir yatırım aracı. Bu yüzden kira ödüyoruz. Fakat geleceğin sisteminde arsa sınırsız olmasa da çok daha verimli kullanılabilir. Modüler evler bir günde kurulabilir. Robotlar bakım ve inşaatı ucuz hale getirir. Böyle bir dünyada ev bir lüks değil, temel insan hakkı sayılabilir. Hatta bugün için lüks sayılan apartmanlar bedava evlerin standardı haline gelecektir. Tabi yine daha fazlasını isteyen insanlar bedelini ödeyerek lüks evlerde yaşayabilir.

ŞİRKETLER NASIL AYAKTA KALACAK?

Peki insanların çoğu temel haklara ücretsiz ulaşabilecekse şirketler kimden para kazanacak? Mesela Tesla, halka kablosuz olarak bedava elektrik enerjisi temin edecek teknolojiyi geliştirmişti. 1900’de yatırımcı J.P. Morgan’ın 150 bin dolarlık mali desteği ile Long Island’da “Kablosuz Yayın Sistemi”ni kurdu. Bu yayın kulesi telefon ve telgraf hizmeti verecek, aynı zamanda dünyaya resim, borsa haberleri ve hava durumu yayını yapacak bir tasarımdı. İnternetin atası sayılabilirdi. Morgan bunun gerçek anlamda “bedava enerji” olduğunu anlayınca desteğini çekti. Çünkü bundan bir kazanç elde edemezdi. Çılgın Tesla tüm dünyaya bedava elektrik dağıtmak niyetindeydi. Kablosuz elektrik deneyleri başarılı olmuştu. Morgan’ın desteğini çekmesi Tesla’yı finansal sorunlar içine sürükledi. Kule, hurda fiyatına alacaklılara satıldı. Dünya Tesla’nın çatlak olduğunu düşünmeye başlamıştı. Tesla’nın hayali gerçek olamadı çünkü mevcut ekonomik sistem, bir şeyin bedava verilebilmesine uygun değildi. Ama gelecekte uygun olacak.

YENİ PARA

Tesla’nın zamanında da bugün de şirketlerin amacı kar etmek, büyümek, yatırımcı kazanmak, para kazanmak…  Dolayısıyla “her şey bedavaysa” senaryosu bugünün kapitalist modeliyle uyumsuz. Kimse kar etmeyecekse, şirket kurmak da saçma olur. Bu yüzden Musk’ın bahsettiği şey bugünün ekonomik modeli için mantıklı değil. Fakat unutmayalım ki bugünün ekonomik modeli de insan tarafından “icat edilmiş” bir şeydir ve ancak insan daha iyisini icat edene kadar yaşayabilecektir. Geleceğin dünyasında şirketlerin kar olarak sayacağı “yeni para”, altyapı sahipliği, yapay zeka modeli kontrolü, robot orduları üretim kapasitesi, enerji üretebilme gücü, veri merkezleri, insan davranış verisi olabilir. Musk’ın işaret ettiği gibi, her şey “watt” cinsinden, yani elektrik gücüyle ne kadar enerji üretebildiğimiz üzerinden ölçülecek… Musk’ın ana konusu enerji üretimi. Eğer enerji bol ve ucuz olursa, üretim bedavaya yaklaşır. Enerjiyi kontrol eden yine güç kazanır. Şirketler ise veri, enerji, sosyal etki gibi sebeplerle motive olacaktır. Tabi ileride şirketler günümüz şirketleri gibi değil, “lüks” kategorisine giren ve para karşılığı satılabilecek olan hizmet ve ürünler için inovasyon ve Ar-Ge temelli olacaktır. Para kazanmak isteyen, biyoteknoloji, anti-aging, longevity, genetik mühendislik, uzay madenciliği, kolonizasyon, yapay zeka modelleri, robotiğin ileri versiyonları, kuantum bilgisayarlar, bilinç haritalama, beyin-simülasyon teknolojileri ve sanal evren gibi sektörlerde yer alacaktır.  

BEDAVA YAŞAYANLAR NE YAPACAK?

Bence en önemli kısmı burası. Milyonlarca insan ekmek elden su gölden şeklinde yaşarken canları sıkılmayacak mı? Yaşam motivasyonları ne olacak? Bunu bugünün ekonomi temelli insan modeli içindeyken anlamamız çok zor ama… İnsan farklı bir persona yaratacak ve yeni bir medeniyet kurulacaktır. Ekonomi temelli insandan anlam temelli insana geçiş olabilir. Tüm temel hakları bedava karşılanan insanlar var olmanın anlamını, yeni ilişki modelleri, yeni var olma modelleri ve yeni grup modelleri oluşturacaktır. Burada biraz fütüristik antropolojiye gireceğiz… Bugünkü ekonomik sistemde, para kazanıyorsan değerlisin ve iş yapıyorsan topluma faydan var. Bu tamamen kapitalist çağın düşünce şeklidir. Ama kıtlık sonrası toplum modelinde, insanın değeri üretimde değil, varoluşundadır. İnsanlığın amacı üretim yapmak değil, mutlu olmak ve deneyimdir…

HİKAYE VE OYUN DAİMA YAŞAYACAK

Walter Fisher, Homo Narrans Teorisi’nde “İnsan hikaye anlatan hayvandır” der. Yuval Noah Harari, Sapiens’te “İnsanlık, kolektif hayallerin ürünüdür” der. Joseph Campbell ise Mitlerin Gücü’nde “Din, para, devlet… Hepsi büyük ortak hikâyelerdir” der. İnsanın temel var oluş amacı aslında hikaye üretmektir. Hikaye üretmek ve oyun oynamak… Kuralları olan her şey oyundur. Hollandalı kültür tarihçisi Huizinga der ki, “İnsan uygarlığının çekirdeğinde oyun vardır.” İnandığımız her şey de hikayedir. Hikaye derken yanlış anlaşılmasın, hikaye demek uydurma demek değildir. Hikaye, anlam bulmaktır. İnsan anlam arayandır. Kıtlık sonrası bir medeniyette de insanın adeta genlerinde yer alan anlam arama ve oyun oynama içgüdüsü, insanın odak noktası haline gelebilir. Zaten insanlık tarihinin büyük bölümü boyunca para yoktu, ekonomi yoktu, devlet yoktu, şirket yoktu, mülkiyet bile yoktu… Ama ne vardı? Hikayeler, mitler, inançlar, ritüeller, topluluk anlatıları ve oyunlar… Paranın anlamını yitirdiği bir gelecekte de yeni mistik sistemler, yeni yaşama modelleri (mesela bir fikir veya inanç etrafında bir araya gelen şehir komünleri), yeni inanç ekosistemleri, insanı sürekli daha iyi bir versiyonuna doğru ilerletme hedefli kişisel gelişim kentleri, astrolojiye göre yaşama mahalleleri gibi oluşumlar yeni normal haline gelebilir. Bu arada bildiğimiz anlamda aile kurmak da anlamsız hale gelebilir. Daha çok deneyim arzusu, bir insanın hayatın boyunca yeni kimlikler ve yeni hayatlar yaşamaya itebilir. Çocuklar devletler veya komünler tarafından sahiplenilebilir. Ya da tam tersine toplumdan izole olarak, hayatını çok çocuklu çekirdek ailesiyle geçirmek isteyen gruplar olabilir. Sıradan insan, itibar puanı, toplumsal statü, gençleşme hakkı, 100 yıllık yaşam uzatma hakkı, biyolojik yenilenme kredisi, DNA düzenleme kredisi, uzay yolculuğu, özel deneyim biletleri, dijital dünyalarda seviyeler, beyin gençleştirme, yeni bedenler veya ömür uzatan prosedürler için yarışabilir. Bu yarışlar elbette yine oyun temelli olacaktır. Yani belli kuralları olan ekosistemlerde insanlar kendileri için yeni anlamlar oluşturacaktır.

Elon Musk, yeni sisteme geçiş için 10-20 yıl veriyor. Bakalım biz dönüşümün ne kadarına şahit olacağız…

 YAZI: ÜRÜN DİRİER/ Son Mucit

Bir Cevap Yazın