Son Mucit

Yeni dünyanın haber portalı

Prof: Daron Acemoğlu: Teknoloji refah eşitsizliğini artırdı

Antalya’da katıldığım bir etkinlikte nihayet Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ile görüşme fırsatım oldu 😊

Bu yıl Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan MIT profesörü Daron Acemoğlu etkinlikteki konuşmasını, dünyanın geleceğini belirleyecek 4 temel gündem maddesi üzerine yaptı; Yapay zeka, yaşlanan nüfus, iklim krizi ve dünya düzenindeki değişimler…

Teknolojinin “refah eşitsizliğini” artırdığını belirten Prof. Acemoğlu, 1990’lardan itibaren yükselişe geçen teknoloji çağının, ABD’de toplam faktör verimliliğinin yıllık büyüme oranını (TFV) 1950’lerde olduğu kadar bile artırmadığını, aksine refaha yansıyan payını düşürdüğünü söyledi. 50’lerde her yıl yüzde 3 oranında verimlilik sağlanmasına karşın 90’lardan itibaren bu oranın 0-1 arasına indiğini ifade etti. Türkiye’de ise bu oranın yüzde 0’larla ifade edildiğine işaret eden Daron hoca, birkaç dev şirketin tekelinde oligopolleşmiş yapay zekanın refah uçurumunu derinleştirdiğini ve daha da derinleştirebileceğini belirtti.

Türkiye’nin teknolojiye yatırım yapması gerektiğini söyleyen Daron hocaya “Madem refah eşitsizliğini artırıyor neden teknolojiye yatırım yapalım?” diye sordum. Daron hocanın cevabı şöyle oldu: 

“TFV oranını yüzde 0’dan Amerika’daki gibi yüzde 1’lere çıkarsak bile iyidir. Zaten Amerika da doğru yapmıyor. Bunu katıldığım her organizasyonda söylüyorum. Bizim Amerika’dan daha iyi olmamız lazım. 

Yapay zeka ve teknolojinin, insanların yeteneklerini artırmak için kullanılması lazım. Amerika’nın ve Avrupa’nın yaptığı gibi otomasyon kolaylığına kaçmamak gerek. Bunun istisnası yaşlı nüfusuna rağmen teknolojiyi iyi kullanarak genç nüfusun eksikliğini kapatan birkaç Kuzey Avrupa ülkesidir. Şimdi artık dünyayı saran yapay zeka teknolojilerini de otomasyon için kullanırsak insanlar arasındaki eşitsizlik uçurumu artar. Aksine insanın yeteneklerini geliştirmek için kullanırsak eşitsizlik uçurumunu daraltır. Bütün dünya için aynısı geçerli. Şirketlerimizin ve eğitim kurumlarımızın bu hedef doğrultusunda ilerlemesi lazım. Amerika’da ücretlerin artmaması, Türkiye’de ise hem artmaması hem de düşük olması sorunu var. Bu sorun ancak insan kaynağına yatırım yaparak çözülür. Sadece genel eğitim olarak düşünmeyin. Uzayan insan ömrüyle beraber ömürboyu süren eğitim stratejisi belirlemeliyiz. Otomasyon tuzağına düşersek, insanların refah payı hiçbir zaman artmaz. Kazanan sadece teknolojiyi elinde tutan bir avuç insan olur. Teknolojinin ya da yapay zekanın gelişmesi insanların refahını artırmaz.” 

Türkiye’deki ana problemin ne olduğuna ilişkin soruma da “Türkiye’nin temel sorunu düşük kaliteli büyüme ve verimlilik. Bu nedenle toplam faktör verimliliği büyümesi düşüşte. 90’larda da yüzde 0’dı. Şimdi de 0. Rasyonel üretim yapamıyoruz. Tek istisna 2002-2006 arasındaydı. Bu dönemde oran yüzde 5’e çıkmıştı. Yani Türkiye’nin TFV oranı Amerika’dan bile fazlaydı o dönem.  Bu istisna dönem Türkiye’nin mevcut potansiyelini göstermesi bakımından önemli. Sonrasında potansiyelimizi kullanmayı bırakmışız çünkü beşeri sermayede ciddi sorunlar var. İş gücünün yüzde 40’a yakını lise altı eğitime sahip. Asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 50 seviyesinde. Bu başlıbaşına verimlilik sorunu olduğunun ispatıdır” şeklinde cevap verdi. 

Türkiye’nin sadece enflasyon sorunu olmadığını, en temelde kurumsal zayıflıkların yattığını söyleyen Daron hoca, “2008 sonrası kurumsal reformlarda düşüş oldu” dedi.

Bir Cevap Yazın