Son Mucit

Yeni dünyanın haber portalı

Para karşılığı çalışmanın icat edildiği yer

Para karşılığında çalışmak bu durduğum yerde icat edildi. İlk bürokrasi ve aristokrasi burada doğdu. İlk laik sistem ve sosyal sınıflar burada kuruldu. Sosyal sınıfların konumu tanrıdan gelen kurallara göre değil, ekonomik dengelerden gelen güce göre belirleniyordu. Daha açık bir ifadeyle kapitalizm tam burada keşfedildi. İlk bordrolama sistemi burada uygulandı. 5 bin yıl önce. Henüz yazı icat olunmamışken üstelik. Bozkırın ortasında bu yerde, bugün Malatya dediğimiz Melid Krallığı’nda… Yanımdaki adam Melid Kralı Tarhunza. Bölgenin adı ise Arslantepe Höyüğü. Rehberimizin sözleriyle yazıyorum: “Göbekiltepe bir gizemdir, ama Arslantepe bugünkü medeniyetimizin başlangıç noktasıdır.”   

Melid Kralı Tarhunza

“Sosyal eşitsizlik zamanla ekonomik eşitsizliği yarattı” 

Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Arslantepe, bugünkü medeniyetin başladığı yer. Göbeklitepe, gizemiyle bizi büyülese de Arslantepe de bugün bildiğimiz ekonomik düzenin ve sosyal sınıfların oluşturulduğu medeniyet olarak, en az Göbeklitepe kadar ünlü olmalı. Bu yazıyı da onu tanıtmak niyetiyle yazıyorum. Geçen haftaya kadar benim de bilmediğim bir höyük burası. Öğrendiğim her satır bilgiden sonra hayretlere düştüğüm çok kıymetli bir bölge. Fırat Nehri’nin kaynağına uzak olmayan Arslantepe, M.Ö. 3900 ile 3450 yılları arasında, nüfusun yoğun olduğu bir yerdi. 

Burada toplumsal sistem mühürlerle yönetiliyordu. Halk tarafından üretilen ve yine halka dağıtmak için ayrılan gıda maddeleri, öncelikle vergi ve adak olarak tapınaklarda toplanıyordu. Yiyeceğin dağıtılması emeğin ücretlendirilmesinin bir yoluydu. Bu durum, dikkatlice mühürlenmenin yapılması ve bunun düzenlenmesinden anlaşılıyor. Tanrılarla halk arasında aracılık etmeleri sayesinde yüksek mevkiye sahip liderler, sadece siyasi ve politik yetkinlik değil, aynı zamanda işçiler arasında besin dolaşımını kontrol ederek mali güce eriştiler. Bütün bu süreç kendisini devam ettiren bir ayrıcalıklar sistemi kurguladı ve sonunda “sosyal eşitsizlik zamanla ekonomik eşitsizliği yarattı.” 

“Gücün laikleşmesi”

Tepenin en yüksek bölümünde seçkin sınıfın büyük konutları yer alırken, kamusal yapılar, eğime uygun olarak, tepenin aşağı bölümüne doğru inşa ediliyordu. Ancak bu dönemde kamusal alan daha büyük ve daha fazla bölümlere sahipti. Artık burası, içinde törensel uygulamalarla meşrulaştırılan ve dinsel konulu çok sayıda etkinliğin gerçekleştiği tek bir kutsal alandan oluşmuyordu. Kamusal yapı, farklı mimari özelliklere sahip, farklı yapı topluluklarına ayrılmıştı ve bu bölümlerde, din ilerinden açıkça farklı olan faaliyetler sürdürülüyordu. Özellikle uygun bölümler, çok sayıda kişinin dahil olduğu ve dolayısıyla sürekli olarak gerçekleştirilen ekonomik aktiviteler için ayrılmıştı.

Makbuz ve bordro sistemi: Bürokrasinin doğuşu

Ürünlerin hareketi, zaten bin yıldır kullanılan bir araç olan mühür baskıları ile kontrol ediliyor ve kayıt altına alınıyordu. Mühür baskısının tüm olması, ürünün tüm olmasının bir garantisiydi ve baskısının kırılması, meydana gelen hareketi ve bu yetkiye sahip kişiyi belgeliyordu. Mühür, ürünleri alan kişinin imzasıydı. Bu nedenle, mühür baskıları bir kere kırıldıktan, ürün açıldıktan sonra “makbuz” olarak belli bir sürede muhafaza ediliyordu.

Sarayda 6000 adet mühür baskısı bulundu. Bunlardan 2200 adedinin üzerinde, 220 mühre ait olduğu anlaşılan baskılar tespit edildi. Baskıların kullanımının ardından, dolgu malzemesi olarak ya da özel çöplük alanı gibi artık kullanılmayan bir bölgede toplanıyordu. Mühür baskıların atıldığı çöplük, gerçekleştirilen işlemle ve bunu gerçekleştiren memura göre düzenlenen ve olasılıkla önceden yapılan sayımın ardından atılmış baskıların bir çeşit arşivlendiği son evreydi. 

Böylelikle, ürünleri almak için sorumlu olan çok sayıda memurlardan oluşan bir bürokrasi doğdu. Hiyerarşik bir organizasyonu işaret ederek, memurlardan küçük bir kısmı, günlük depoların kontrolün, daha az sayıda bir kısmı ise bir seferde birden fazla deponun kontrolünü yönetiyordu.

 

Bir Cevap Yazın