Son zamanlarda 30 yaş altının umutsuzluğu ve karamsarlığı dikkatimi çekmeye başladı. Ben onların yaşındayken nasıl da hayal ve umut doluydum diye babaanne gibi söylenirken buluyorum kendimi bazen. Meğer bu kuşak literatüre girmiş karamsar bir kuşakmış… Biraz detaylandırayım.
1995-2002 yılları arasında doğan, teknoloji yüzünden dünyanın acılı yüzüyle çok erken yaşlarda tanışmak zorunda kalan, haliyle dünyayı varoluşsal bir tehdit olarak algılayan, samimi, stresli ve özgüvensiz yeni nesil: K kuşağı! Uzmanlar K’ların markalardan ve çalışma ortamlarından neler beklediğini anlattı. K’ların ilgilendiği ilk üç kavram; Sosyal sorumluluk, şeffaflık ve ahlak!
İnsan kaynakları firmalarının, reklamcıların, markaların yaş grubuna özel strateji ve operasyon geliştirmek için ortaya attıkları x, y, z jenerasyon kuşaklarının yanına bir yenisi daha eklendi. Dünyayı varoluşsal bir tehdit olarak algılayan K kuşağı!

İsmini, ilki 2012’de gösterime giren Açlık Oyunları (The Hunger Games) film serisinin ana karakteri olan KatnissEverdeen’in adının baş harfinden alıyor. 1995-2002 yılları arasında doğan, dış dünyanın tehlikelerinin fazlaca farkında olan bir kuşak. Ekonomik çöküş, işsizlik, terör, savaş ve göç gibi gerçeklerle internet yüzünden erken yaşta yüzleşmek zorunda kalan bir nesil. Kendisini fiziki olarak etkilemese bile dünyanın dört bir yanındaki acıları psikolojik olarak deneyimleyen karamsar ve gerçekçi gençler…
Teknoloji, çöküş ve tehlike ile tanımlanan K kuşağı, ‘Biz her şeyi yapabiliriz’ci önceki kuşağa karşı, adaletsiz bir dünya içinde olduklarının farkında. İlk kez London College Üniversitesi fahri profesörü ve Cambridge Judge Ticaret Üniversitesi profesörü Noreena Hertz tarafından tanımlanan K’lar, dünyanın her bölgesinde benzer özellikler taşıyor. Bu kuşak ile dünya tarihinde ilk defa 11 Eylül, Madrid ve Ankara bombalamaları, Paris saldırıları, El-Kaide’nin yükselişi, IŞİD’in ortaya çıkışı gibi yüksek doz şiddet teknoloji aracılığıyla 24 saat gözlemlenebiliyor.

GERÇEKÇİ VE KARAMSAR
Profesör Hertz’in K kuşağı üzerine yaptığı çalışmalar son yıllarda Avrupa, Amerika ve Çin medyasının yanı sıra Dünya Ekonomik Forum’u ve Google Zeitgeist Forum’u gibi uluslararası platformlarda büyük ilgi uyandırmış durumda. Prof. Hertz’e göre bu kuşak Y Kuşağı’ndan farklı olarak, teknolojik gelişmelerin hayatımıza etkisini hayranlıkla izlemek yerine, ileri teknolojiyi çevresi ve dünya için nasıl kullanabileceği üzerine yoğunlaşmış durumda. Akıllı telefonlar onlar için haberleri, ailelerini ve arkadaşlarını temsil ediyor. Ulaşılabilir olmak onlar için varoluş anlamına geliyor. İnternete her an bağlı olmak kötü haberlerden de aynı anda haberdar olmak anlamında. Bir önceki kuşaklardaki yaşıtlarının normalde izlemeyeceği ya da okumayacağı tüm haberlere timeline’da maruz kalıyorlar. Bu da onları, dünyadaki tüm fırsatların kendisini beklediğini sanan önceki kuşaklardan farklı olarak daha gerçekçi ve karamsar yapıyor.
GECE GÜNDÜZ ÇALIŞMAYA HAZIR
Prof. Hertz’in yaptığı araştırmalara göre K kuşağının en büyük korkusu başarısızlık ya da sevdiklerini kaybetmek değil; yüzde 75’i en çok terörden, yüzde 66’sı ise iklim değişikliğinden korktuğunu söylüyor. Yüzde 45’i 10 yıl içerisinde kayda değer bir başarı elde edebilmek için gece gündüz çalışmaya hazır olduklarını belirtiyor. ‘Ben her şeyi hak ediyorum’cu Y kuşağından bu anlamda da ciddi bir farklılık gösteriyor. Yüksek kaygılar içinde olan bu kuşak, iş bulmak ve hayatını idame ettirebilecek parayı kazabilmek konusunda geleceğe projekte stres kaynaklarıyla baş etmeye çalışıyor. Hatta yüzde 72’si borçlanma korkusu taşıyor. İleride başarılı olabileceklerine dair umutları ise sınırlı.
KURUMLARA GÜVENMİYORLAR
K kuşağı kurumlara karşı da güvensiz. Prof. Hertz’e göre yetişkinlerin yüzde 60’ı büyük şirketlere, kurumlaragüvenirken, K kuşağında bu oran sadece yüzde 6. Küresel şirketlerle ilgili düşüncelerini ‘sömürücü, bencil, kibirli, aç gözlü, güvenilmez ve sahtekar’ gibi kelimeler kullanarak ifade ediyorlar. Bu anlamda bu kuşak ile şirketler arasındaki toplumsal anlaşmanın tamamen çöktüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Ekonomik eşitsizlik, ırkçılık, toplumsal eşitsizlik ve cinsiyet eşitsizliği K’ların başta gelen dertleri arasında yer alıyor.
100 YILIN KUŞAKLARI
100 yılın kuşaklarına şöyle bir göz gezdirecek olursak, ilk partiyi 1925-1945 yılları arasında doğan ve 2. Dünya Savaşı’nın ekonomik-psikolojik buhranlarına maruz kalan Sessiz Kuşak oluşturuyor. 1950’den sonra artan doğum oranları sonucu dünyaya gelen, yüksek refah düzeyinde büyüyen kuşak ise BB yani Baby Boomers kuşağı. Bireyselliği ön planda tutan BB kuşağı tüm dünyayı politik olarak etkisi altına alan 68 kuşağı çocuklarıyla biliniyor. İnsan hakları hareketlerinin başladığı, Türkiye’de ihtilal ve çok partili döneme geçiş sancılarına tekabül eden, radyonun altın yıllarını yaşadığı zamanlar. Sadakat duyguları yüksekti, aynı yerde uzun süre çalıştılar. X kuşağı 1965–1979 yılları arasında doğan, ekonomik krizlerden ve sosyal sancılardan etkilenen,kayıp kuşak diye de ifade edilen bir kuşak. İşsizlikten korktukları için işlerine sıkı sıkıya bağlılar. Mecbur kalmadıkça işlerini değiştirmiyorlar. Mottoları; Yaşamak için çalışmak! Y kuşağı 1980-1994 arası doğumlu nesli ifade ediyor. Özgürlüğüne düşkün, teknolojiye bağımlı. Bilgiye hemen ulaşabilen yalnız bir kuşak. Kendilerine fazla güveniyorlar. Çalışmak için yaşıyorlar. 2000’den sonra doğan kuşağa ise Z kuşağı ve milenyum kuşağı gibi isimler veriliyor. Haklarında henüz çok şey bilinmiyor. İnsanlık tarihinin el, göz, kulak gibi motor beceri senkronizasyonunu en ileri seviyeye taşıyan nesli olarak tanımlanıyorlar. Mekanikleşmenin ilk belirtileri Z kuşağında. Teknolojik bilgiyle dünyaya geldiği izlenimi veriyor. Bu çocukların hangi meslek dalında faal olacakları henüz bilinmiyor. Muhtemelen bugün bizim henüz bilmediğimiz, daha tanımlanmamış meslekler yapacaklar.
SADECE SATIN ALMAK YETMİYOR
K kuşağı ise kısmen Z kuşağını da içine alıyor. Ancak K, tanımı ve felsefesi itibariyle daha kalıcı olacak gibi görünüyor. K kuşağı için üreticiler, yaratıcılar ve mucitler nesli de deniyor. Dijitalden önceki dünyayı hatırlamayan K’larınçalışma hayatı ve birer tüketici olarak markalardan beklentileri de diğer kuşaklardan farklılaşıyor. Prof. Hertz’e göre bu kuşak sadece satın almak istemiyor, tasarlama ve yaratma sürecinin bir parçası olup tükettikleri ürünlere, hizmetlere ve medyaya kendinden de bir şeyler katmak istiyor. Yaratma arzularına tam anlamıyla kendi istedikleri şekilde tüketme istekleri eşlik ediyor.
150 MİLYAR EURO’LUK GÜÇ
Küresel iletişim ajansı Weber Shandwick, K kuşağına nasıl pazarlama yapılacağı konusunda Prof. Noreena Hertz ile birlikte çalışıyor. Prof. Hertz, markaların stratejik bir tutum sergilemeleri durumunda EMEA bölgesinde bulunan K’ların 150 milyar euro değerindeki satın alma gücünden faydalanabileceklerini belirtiyor. Henüz sadece pazarlamacılar için değil, araştırmacılar ve psikologlar için de yeni olan K kuşağının markalardan beklentisi ise samimiyet ve adanmışlık. K kuşağının önemsediği toplumsal, siyasi, çevresel ve ahlaki konularda bir duruş sergilemek markalar açısından kritik. Markanın söyledikleriyle yaptıklarının tutarlı olması, risk alması ve toplumsal dönüşüm ve hareketlerde bir aktivistedönüşmesi saygınlığını arttırıyor. İyi tarafı şu ki bu kuşak kurumlardan mükemmellik beklemiyor. Tarafımız belli olsun diyerek yangına su damlası taşıyan karınca misalindeki gibi samimiyete önem veriyorlar. Hedefi değil yolu önemsiyorlar. Şirketlerin mevcut durumlarıyla ilgili şeffaf olabilmesini takdir ediyorlar.
KORKULARININ FARKINA VARIN
Prof. Hertz, bu kuşağı hedefleyen marka ve şirketlere,‘öncelikle bu gençlerin özgüven problemi ve korkular ile baş ettiklerinin farkına varın’ tavsiyesinde bulunuyor. Bu sebeplegençlerin özgüvenini arttıracak ve hayat ile ilgili stresini azaltacak reklam kampanyaları öne çıkıyor. Çok erken yaşta geniş bir dünya görüşüne sahip olan bu kuşağın zekasınıküçümseme hatasına düşülmemesi gerektiği konusunda da uyarıyor Prof. Hertz. Çarpıcı sloganlar K kuşağı üzerinde samimiyetsiz duygu sömürüsü reklamlarından daha etkili. Dobra ve sonuç odaklı reklam içeriklerini daha saygın buluyorlar.

Bir Cevap Yazın