Çalışanlara psikolojik, tıbbi, mali ve hukuki destek başta olmak üzere, bir insanın talep edebileceği hemen her konuda destek hizmeti sunan ‘çalışan destek programları’ konformist kuşakların koltuklara yerleşmesiyle beraber etki alanını geliştirmeye başladı. Programlardan ağırlıklı olarak finans sektörü faydalanıyor. Bu yılın trend ofis konuları, sağlıklı beslenme, ergonomi ve uyku. Hukuki destek taleplerinde ise başı boşanma çekiyor.
Türkiye’de yaklaşık 300 bin çalışanın, aileleri de işin içine katarsak ortalama 600 bin kişinin faydalandığı çalışan destek programları, koltuklardaki kuşak değişimlerine bağlı olarak etki alanını ve formatını değiştirmeye başladı. Z kuşağının hatta ‘Milenyal’lerin iş hayatına adım atmasıyla beraber, iyi hissetme, sorunlara çözüm arama, mutlu ve sağlıklı olma kavramları daha belirgin hale geldi. Dünyada yavaş yavaş yerleşmeye başlayan CHO’lar (Chief Happiness Officer/Mutluluk Müdürü) çalışan destek programı gibi hizmetleri ön plana çıkarmaya başladı. ABD’de bu programların kurumsal alanda kullanılmaya başlanması 70’lere dayanıyor, günümüzde ise kamuda bile yaygın bir etki alanına sahip. Avrupa ülkelerinde ise geçmişi 2000’lerin başına denk geliyor, Türkiye’de de aynı. Çalışan destek programları İskandinav ülkeleri, İngiltere ve Fransa’da artık gelenekselleşmiş halde. Almanya, İspanya ve İtalya’da ise tıpkı Türkiye gibi henüz başlangıç aşamasında. Ülkemizde 23 milyon sigortalı çalışan var. Kamuyu, esnaf ve KOBİ’leri çıkardığımızda geriye kalan kurumsal firma çalışanı sayısı ortalama 3 milyon. İhtiyaçlar hiyerarşisini aşıp da bu hizmetlerden faydalanabilecek durumda olan sigortalı sayısı ise 1 milyon civarında. Ortalama 300 bin çalışanın bu hizmetlere erişiminin olduğunu göz önünde bulundurursak, potansiyel pazarın yüzde 70’i hala boş. Ancak konformist yeni kuşaklarla beraber sektör kısa sürede büyüyecek gibi görünüyor.


Bir Cevap Yazın