Kanserin gerçek sebebi nedir, kanseri neler tetikler, kemoterapi tek çıkış yolu mu, tedavinin başka yolları yok mu? Kanser Haftası sebebiyle uzmanlardan son sürüm tedavi yaklaşımlarını ve tavsiyelerini toparladık.
ÜRÜN DİRİER
Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı son rakamlara göre kanser vakaları 2035 yılına kadar yılda 24 milyonu bulacak. Bu önemli hastalığa dikkat çekmek amacıyla Nisan ayının ilk haftası, Türkiye’de “Kanserle Savaş Haftası” olarak kabul ediliyor. Dünyada kanser tanısı alan hasta sayısı her yıl 12,7 milyonu bulurken 7,6 milyon kişi de kanser nedeniyle yaşamını kaybediyor. Türkiye’de ise her yıl 200 bin kişi kansere yakalanıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre son 4 yılda dünya genelinde kanserin görülme sıklığı yüzde 11 artarak yıllık 14 milyon yeni vakaya ulaşıldı. Rakamlar kanserin her yıl 8,2 milyon hastanın ölümüne neden olduğunu gösterirken, sizin için uzmanlardan tavsiyeler aldık.
Paça çorbası ve ev yoğurdu şart
Çapa Tıp Fakültesi’nden onkoloji/farmakoloji uzmanı Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar, kanserin sebebinin DNA veya hücrelerde değil, hepsinin içinde yaşadığı bağ dokusunda aranması gerektiğini söylüyor. Dizdar hastalara en güçlü toksin temizleyicisi olarak ev yoğurdunu, en güçlü doku yenileyici olarak da paça çorbasını tavsiye ediyor. Dizdar’a göre, bağ dokusunu bozarsanız hasta artrit de olabilir, diyabet de, kanser de, kalp hastası da… Bağ dokusunun düşmanları ise bozulmayan sütler, yumurtalar, ekşimeyen yoğurtlar, aylarca saklanabilen katkı maddeli yiyecekler, antibiyotikle 40 günde büyütülmüş piliçler… Özetle beslenmedeki aşırı farklılaşma, hammaddeye bağlı olan bağ doku yapısını değiştiriyor. Bunun sonucunda 20 yaşındaki bir kız bile meme kanserine yakalanabiliyor. Dizdar kemoterapinin de belli bir yerden sonra faydadan çok zarar getirdiğini söylüyor. Çünkü kemoterapi bağ dokusunu oluşturan kolajeni yıkıyor. 4 kür, 6 kür kemoterapi demek sürekli olarak hastayı kaynaklardan mahrum bırakmak demek. Bu kolajen yapının yerine konulması ise şart. Aksi halde bir süre sonra enfeksiyonlar başlıyor. Hastaların büyük kısmı zaten kanserin kendisinden değil, kemoterapinin yan etkisinden ölüyor. Dizdar bağ dokuyu onarmak için kanser hastalarına muhakkak paça çorbası tavsiye ediyor. Vücudu kimyasallardan temizlemek için de ev yoğurdu öneriyor.
İyi insanlar kansere daha meyilli
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Sedat Özkan, kanser tedavisinde ruh halinin tedavide son derece etkili olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin kanser hastası ve ailelerine psikolojik destek veren ilk psikoonkoloji hastanesi Humanite Psikiyatri’nin de kurucusu olan Prof. Özkan, “Kanserli hastada majör depresyon tedavi edilmezse yaşam süresi olumsuz etkilenir” diyor. Özkan’a göre kanseri tedavi etmek, kanserli hastayı tedavi etmek için yeterli değil. Beden ve ruh sağlığı ayrılmaz bir bütün ve her hücrenin ruhu var. Kanser hastasındaki majör depresyon veya herhangi bir panik bozukluk tedavi edilmezse kanserin seyri de değişir. En basitinden mutluluk hormonu dediğimiz serotonin dengesi bozulursa, bu bağışıklık sistemini de etkiler. Majör depresyonda kortizol hormonu arttığı ve lenfositler azaldığı için, bu da bağışıklığı zaafiyete uğratarak kanser tedavisini geriletir. Psikiyatrlar ile onkologların eşzamanlı hareket etmesi gerektiğini ifade eden Özkan, iyi insan olma çabasında olan, duygularını içe atan, yaşam boyu kendisini değil daha çok başkalarını düşünen, üst benliği çok güçlü ve katı olan, kendilerini eleştiren, kendinde suç arayan, özetle kendilerine çektiren insanların kansere daha yatkın olduğunu söylüyor. Kanserin biyolojik ritmin bozulmasıyla da bir bağlantısı olduğunu anlatan Özkan, “Biyolojik saati ayarlayan melatonin horonu gece 11 ile 3 arası salgılanır. Bu saatlerde uykuda olunmalı” diyor.
Kemoterapinin altın çağı çoktan bitti
Doç. Dr. Mutlu Demiray, kanser tedavisinde Dünya Sağlık Örgütü’nün eski tıp bilgileriyle modern tıp bilgilerini entegre eden yeni bir bilim dalına kapı araladığını belirterek, “Batı kanserde artık integratif tıbbı kullanıyor” diyor. 2000’lerden sonra kemoterapinin altın çağnın sona erdiğini ifade eden Demiray, yüksek doz C vitamini, hipertermi ve zerdeçal tavsiye ediyor. Kanserin oksijensizlik ve şeker ile direkt bağlantılı olduğunu aktaran Demiray, “kanser bir hastalık değil, hücrenin oksijensiz ortamda hayatta kalma mücadelesidir. Bu arada hücrenin dışına sürekli asit çıkışı yapıldığı için tümörlü hücrelerin etrafı bir asit denizine dönüşür. Kanserli hücre bu asitten kendini korumak için de hücre duvarını değiştirir. Normalden 50-100 kat daha yağlı bir duvar örer. Bu duvar ve asit denizini artık bağışıklık sistemi aşmakta güçlük çeker. Kanserli hücreler de yayılmaya başlar” açıklamasını yapıyor. Kanserle savaş için öncelikle şekeri tamamen kesmek gerektiğine vurgu yapan Demiray, hiperterminin (ısı tedavisi) kanser hücresini tereyağı gibi erittiğini söylüyor. Demiray’a göre yüksek doz C vitamini ve zerdeçal da tümörle savaşta birer mucize.
Durduk yere kahkaha atın
Türkiye’nin ilk medikal onkoloji bölümünü 1974 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde kuran onkoloji duayeni Prof. Bülent Berkarda, insülinli kemoterapi ve hipertermi gibi ülkemizde çok az bilinen yöntemleri kullanarak kanser tedavisi uyguluyor. “Moral çok önemli. Hastalarıma komik film izlemelerini tavsiye ederim” diyen Berkarda, insülinli kemoterapiyi şöyle anlatıyor: “Kanser hücreleri şekerle yaşar. İnsülin ile kan şekerini düşürüp kanser hücrelerini önce zora sokuyoruz. Bunlar şeker aramaya başlıyorlar ve şeker pencerelerini açıyorlar. Biz de işte tam o sırada kemoterapi ilaçlarını şekerli bir eriyik içinde zerk ediyoruz. Bir tür truva atı hilesiyle kanserli hücreleri kandırıyoruz. Böylece ilacın etkisini en az beş altı kat arttırmış oluyoruz. İnsülinli kemoterapinin etkisini yükseltmek için bir de hipertermi yöntemini kullanıyoruz. Hipertermi özellikle Almanya’da çok yoğun olarak kullanılan bir ısıtarak tedavi yöntemi. Hastayı 40 dereceye kadar ısıttığımızda hasta hücreler daha çabuk telef oluyor. Ölen hasta hücre sayısı artıyor. Vücut ısısının yükseltilmesinin bir başka faydası daha var. Bilirsiniz insan hastayken ateşi yükselir. Bunun sebebi vücudun yüksek ısıda bağışıklık hücrelerini arttırmasıdır.” Durduk yere kahkaha atmanın bile bağışıklık sistemini kamçıladığını anlatan Berkarda, hastalarına hergün komik film izlemelerini tavsiye ediyor.
Kanserin şifresini matematikçiler çözecek
Doç. Dr. Gökhan Çakıroğlu’nun iddiası hem tıp hem matematik dünyasını derinden etkileyecek türden. “Kanser araştırmalarına matematikçiler dahil olmadığı sürece bu hastalık çözülemez. Tek yol antikor tedavisidir” diyen Çakıroğlu, son 10 yıldır kanserin matematiği üzerine araştırmalar yapıyor. Çakıroğlu’na göre geleceğin kanser tedavisi antikor tedavisi. Bu yöntem belli kanser türlerinde bir süredir kullanılıyor. Antikor dediğimiz savaşçılar, amino asit zincirleri. Bunları vücut yabancı maddelere karşı üretiyor. Ama biz bu sistemi henüz iyi kullanamıyoruz. Çünkü biz bu protein kimyasının dizi matematiğinde zayıfız. “Bu bence tıbbın en önemli çözülemeyen problemidir” diyen Çakıroğlu, sözünü şöyle tamamlıyor: “Bunu da doktorlar, genetikçiler veya biyologlar çözemez. Bize matematikçiler lazım.”
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Berrin Pehlivan, Türkiye’de ve
dünyada sadece sayılı merkezlerde bulunan Tomoterapi teknolojisinin umut vaat ettiğini anlatıyor. Bu teknolojiyi “bilgisayarlı tomografi” temeli üzerine tasarlanmış tek radyoterapi sistemi olarak tanımlayan Pehlivan, “Tomoterapi cihazında tek bir radyasyon ışını yerine, bir ışın binlerce küçük, dar ışıncıklara bölünüyor. Böylelikle farklı dozlar, sağlıklı çevre dokulara mümkün olduğunca zarar vermeyecek şekilde, tümörün farklı kısımlarına ulaşıyor” diyor. Kemoterapi ve radyoterapideki yan etkilerin görülmediği Tomoterapi, bir hasta için yaklaşık olarak, haftada 5 gün uygulanabilen ve SGK’nın karşıladığı bir tedavi uygulaması. Tomoterapide tedavi süresi tümörün türüne göre, 3 ile 8 hafta arasında değişiyor. Baş-boyun kanserleri, beyin, omurilik tümörleri, akciğer kanseri, cilt kanserleri, gırtlak ve geniz tümörü, rektum kanseri, prostat, mesane kanserleri ile jinekolojik ve meme kanserinde daha etkili oluyor.







Bir Cevap Yazın